Sayfalar

10 Mart 2010 Çarşamba

Kadınlar üzerine bıdı bıdı yapasım geldi!

"... her kadın bir ümitti ama çok sürmedi. Durumu hayli çabuk kavrayıp 'rüyalarımın kadını'nı aramaktan vazgeçtim; kabus olmayan bir kadın kabulümdü."

Charles Bukowski

"Kadınların beyaz atlı prensleri vardır, bekledikleri; eğer yalnız bir kadın ilginizi çekerse ve siz de bir prens değilseniz en azından bir beyaz at edinmeden o kadına yaklaşmayın, kaybedersiniz!"

Supertu Diogenes 

Creative Commons License

04 Mart 2010 Perşembe

İsviçreli bilim adamlarından mutlu evliliğin sırrı!

Efenim milliyet bize bu güzel haberi elçi edasıyla iletmiş, bize de saf saf inanmak kalmış. Tıklayın haberin bizzat kendisini okuyun.

Bu işin olmazsa olmazı kadının erkekten 5 yaş küçük olması ve erkekten daha zeki olmasıymış. Adamlar işi gücü bırakmış 1074 tane çifti incelemişler. Mutlu evlilik için kadın erkekten %27 daha zeki olmalıymış. Pek güzel de bunu nasıl ölçtünüz? Sudoku mu çözdürdünüz çiftlere? Kadın erkekten daha zekiyse evliliğin "başarılı" olma ihtimali de %20'den daha fazlaymış.

Başarı ne peki? 5 çocuk yapabilmek mi mesela? Yoksa tahammül edebilmek mi karşıdakine? Ne başarılıyor da sonuç başarı olarak nitelendirilebiliniyor?

İngiltere'de de www.confetti.co.uk diye bi zımbırtı evlilikte mutluluğun doruğa ulaştığı noktayı(!) belirlemiş;
 
2 yıl, 11 ay, 8. gün!

Bi evlilik diyelim ki 50 yıl sürdü, eee geriye kalan ne oluyor? Hasta mısınız lan ne izafi araştırmalar yapıyorsunuz ya!

Haberden de bir cümleyi aynen aktarıyorum bu mutluluğun doruğa ulaştığı anla ilgili;

"Çiftlerin bu dönemde birbirlerinin kötü alışkanlıklarına alıştığı, gelecek için net planlar yapabildiği belirlendi."

Bahsedilen çiftler gerizekalı galiba. Ulan zaten evlenmişsiniz, daha ne gelecek planı yapacaksınız? Damat efendi kaynıyla ortak beyaz kadın ticareti planları yapmayı düşünüyor da bunu karısına mı açacak? Gelecek için evlilikten daha net ne plan yapılabilir ki? Bundan gerisi teferruat işte, sanki 15 yaşında kendi arasında sözlenen birilerinden bahsediyorlar. Onların sonu da zaten çok tırt oluyor ya sonra anlatırım bişeyler. 

Ne garip adamlarsınız siz "milliyet ilginç haberler ekibi(!)"


Creative Commons License
supertugrul.blogspot.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.

26 Şubat 2010 Cuma

Supertu'nun Seyir Defteri-1

"Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur."

 Albert Einstein

"Bazen bir kadını kandırmak, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur."

Supertu Diogenes 



Creative Commons License
supertugrul.blogspot.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.

25 Şubat 2010 Perşembe

80'lerden bir pop ikonu olarak Lady Gaga

Lady Gaga severlerin 80'leri de sevdiğini düşünüyorum. Bu durum ilk defa Gregory Mankiw'in blogunda Bad Romance şarkısını sevdiğine dair açıklamasından sonra dikkatimi çekmeye başladı. Sosyal sorumluluk sahibi biri olduğum için üşenmedim 2 albümünü de dinledim kendisinin. Normalde Lady Gaga'ya en yakın sevdiğim kişi Madonna'dır ki aslında Lady Gaga Madonna'ya yakın demek daha doğru olur sanırım.

Neyse bakıyorum şarkılarına gerçekten de 80'lerde yaşadı bu kadın deseler hiç yadırgamam, özellikle kazağı pantolonun içine sokup çıksa sahneye düşük maliyetli bir zaman yolculuğu yaşayabilirsiniz. 

Bu performansını sergilemeye devam ederse bundan yirmi yıl sonra, Madonna nasıl şimdilerde her devrin kadını olarak anılıyorsa, Lady Gaga'nın da aynı şekilde anılması hiç de zor değil gibi geliyor bana. 

just dance, gonna be okay, da da doo-doo-mmm
just dance, spin that record babe, da da doo-doo-mmm
just dance, gonna be okay, d-d-d-dance
dance, dance, just, j-j-just dance


16 Şubat 2010 Salı

İnsan hayatında kaç kez hastalanır?

ntvmsnbc.com'da da haberi aynen bu başlıkla vermişler. Bir insan yılda ortalama 80 defa  baş ağrısı, kramp girmesi, sırt ağrısı ve soğuk algınlığı şikayetinde bulunuyormuş. Ben bunları görünce aklıma sık şikayet edilen rahatsızlıklardan biri geldi;

-Böğre pıçak saplanması.

Babaannem bundan şikayetçi, halalarımda ve teyzelerimde de var. Sanırım genelde kadınlar bu hastalığa yakalanıyorlar. Doktora gidiyoruz, tahlil, test onlarca; sonuç sıfır!

"Nedir teyzecim sıkıntın?" diye soran doktor o okuduğu 6 yıla, bitirdiği uzmanlığa lanet ediyor. "Sankim böğrüme biri pıçak sokmuş, oyuyor da oyuyor" diye bi cevap alan adam daha ne yapsın?

Ben bu hastalık tarifini duyunca işkence gören Rambo görüntüleri geliyor gözümün önüne. Babaannem ser veriyor sır vermiyor işkence altında, bıçakla her yerini façalamışlar ama direniyor! Kafasında bir bant, yüzünde acı bi ifade ama konuşmuyor kahraman babaannem!

Böğrüne bir pıçak sokup oysanız en fazla doktora gider ama konuşmaz.


Creative Commons License
supertugrul.blogspot.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.
 
Related Posts with Thumbnails